Konumlandırma

İngilizce siteniz ürünü anlatıyor, alıcıyı ikna etmiyor

Türk B2B yazılım şirketlerinin İngilizce sitelerine bakmak işimizin rutin bir parçası. Onlarca site inceledikten sonra şunu söyleyebiliriz: hatalar birbirine şaşırtıcı derecede benziyor ve neredeyse hiçbiri İngilizce seviyesiyle ilgili değil.

Sorun dil değil, kimin için yazıldığı. Türkçe site Türkiye'deki alıcı için yazılmış, İngilizce site ise Türkçe sitenin çevirisi. Ortada yabancı alıcı için yazılmış hiçbir cümle yok.

Tekrar eden altı hata şunlar.

1. Ana başlık ürünün ne olduğunu söylüyor, ne işe yaradığını değil

"Bulut tabanlı entegre yönetim platformu" cümlesi bir tanım. Alıcının aradığı ise bir sonuç. Siteye giren kişi ilk beş saniyede kendi probleminin orada tarif edildiğini görmek istiyor. Göremezse çıkıyor ve bu çıkışın hiçbir izini görmüyorsunuz.

Test basit: ana başlığınızı okuyan biri, ürünü kimin için yaptığınızı ve onun hangi işini kolaylaştırdığınızı anlıyor mu. Anlamıyorsa başlık ürün kataloğundan alınmış demektir.

2. Türkiye referansları öne konuyor, ama açıklanmadan

Türkiye'nin en büyük şirketlerinin logoları sitede sıralanıyor. Bir Alman alıcı o logoların hiçbirini tanımıyor. Tanımadığı bir logo ona güven vermiyor, sadece boşluk dolduruyor.

Çözüm referansları kaldırmak değil, çevirmek. "Türkiye'nin en büyük üç perakende zincirinden biri, 1.400 mağazada kullanıyor" cümlesi, tanınmayan bir logodan çok daha fazla iş görüyor. Sektör, ölçek ve kullanım yoğunluğu evrensel olarak okunabilen bilgiler.

3. Özellik listesi var, alıcı tipi yok

Yirmi maddelik modül listesi, ürünün ne kadar kapsamlı olduğunu göstermek için konuyor. Alıcıda yarattığı his ise farklı: bu ürün benim için değil, herkes için yapılmış.

Yurt dışı alıcı kendi sektörünü, kendi ölçeğini ve kendi rolünü sitede görmek istiyor. Tek bir sayfa yerine alıcı tipine göre ayrılmış sayfalar, aynı ürünü çok daha ikna edici hale getiriyor.

4. Güven sinyalleri eksik

Avrupa'da kurumsal bir alıcı için veri işleme, saklama ve uyum soruları satın almanın ortasında değil, başında geliyor. Sitede bu konuda hiçbir şey yoksa alıcı sormuyor, listeden çıkarıyor.

Şirketin nerede kurulu olduğu, verinin nerede saklandığı, hangi uyum çerçevelerine göre çalışıldığı, destek saatleri ve sözleşme dili. Bunlar detay değil, elemenin ilk turu.

5. Fiyat tarafında tam sessizlik

"Contact us for pricing" cümlesi Türkiye'de normal karşılanıyor. Yurt dışı alıcı için bu, süreç uzayacak sinyali. Kesin rakam vermeniz gerekmiyor, ama bir aralık, bir başlangıç seviyesi ya da fiyatın neye göre değiştiğini açıklayan bir sayfa, sizi kısa listede tutuyor.

6. Her yol demo formuna çıkıyor

Siteye ilk kez gelen bir kişinin yapabileceği tek şey on alanlık bir form doldurmaksa, sadece zaten karar vermiş olanları topluyorsunuz demektir. Henüz araştırma aşamasındaki kişi için hiçbir giriş kapısı yok.

Ara adımlar işe yarıyor: teknik bir doküman, karşılaştırma sayfası, kısa bir ürün videosu, fiyatlandırma açıklaması. Bunlar demo talebini azaltmıyor, aksine niteliğini yükseltiyor.


Nereden başlanmalı

Bu altı maddeyi kendi siteniz üzerinde sırayla kontrol edin. Ana başlık, referans anlatımı ve güven sinyalleri ilk üçü, çünkü en hızlı etkiyi onlar veriyor.

Siteyi baştan yazmadan önce şu soruya net bir cevap gerekiyor: hangi ülkedeki, hangi büyüklükteki, hangi rolü taşıyan kişi için yazıyoruz. O cevap yoksa yeni metin de eskisi kadar genel olacak.

Yazan: Modulus Partner ekibi.   Playbook   E-posta